Uzunyayla

Uzunyayla Kafkas kökenli 66 köyün yaşadığı bir platonun,bir coğrafi bölgenin adıdır. Kışları soğuk,yazları kurak ve toprakları verimsiz bir bölgedir. 50 yıl öncesine kadar bölge sakinleri kendi kendilerine yetecek kadar bir yaşam sürmektelerdi.Uzunyayla’da geçim kaynağı genel olarak atçılık ve hayvancılığa dayalı idi.

Uzunyayla

Uzunyayla Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinden başlayarak Sivas’ın Kangal ve Şarkışla ilçelerine bağlı köyleri kapsayan alan, Uzunyayla bölgesi olarak adlandırılmaktadır. Bu alan adından anlaşılacağı gibi uzunlamasına bir yayla görünümüne sahiptir. Uzunyayla bölgesinde gelişmiş düzeyde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Bölgenin coğrafi yapısı gereği yetiştirilen hayvan cinsleri sınırlıdır.Yetiştirilen hayvan cinsleri sığır ve koyun çeşitleridir,ayrıca kümes hayvanları buna eklenebilir.

Şerefiye köyü yakınlarından doğan Zamantı ırmağı bölgenin önemli ırmaklarından sayılmaktadır. Yine bölgede doğan bir çok küçük ırmak birleşerek Seyhan nehrini oluşturur. Bu su kaynakları bölgede sulama amaçlı kullanılmaktadır.Bölgede tarım ve hayvancılık uğraşı yanında halı ve kilim dokumacılığı gibi uğraşlarda bulunmasına karşın, bu uğraş günümüzde önemini yavaş yavaş kaybetmektedir.Uzunyayla bölgesinde maden kaynakları bulunmaktadır. Uzunpınar köyünde demir, Pınarbaşı ilçesi merkezi yakınlarında krom, Oruçoğlu köyü yakınlarında kurşun ve çinko maden kaynakları bunların önemlilerindendir.

Bölgede karasal bir iklim hakimdir.kışın yoğun biçimde yağan kar uzun süre kalkmamaktadır. Kış ayları soğuk geçtiği gibi bu aylarda, köyler arasındaki ulaşım yolları kapanır,hatta ilçeye ulaşımın uzun süre sağlanamadığı zamanlarda olmaktadır.Uzunyayla bölgesinde kışlar soğuk ve yağışlı (çoğunlukla karlı) yazları ise kurak ve sıcaktır.Yılın her mevsiminde gece ve gündüz arasındaki ısı farkı yüksektir.

Uzunyayla bölgesinde kayda değer bir bitki örtüsüne rastlanmaz, köy içlerinde ve ev önlerinde bir kaç ağaç (söğüt ve kavak) görülmesine karşın ormanlık alan hiç yok gibidir. Soğuk iklim yapısı nedeniyle ağaç yetişmediği, yetişse bile , büyümesinin uzun süre alması nedeniyle bölge insanlarınca ilgi gösterilmediği söylenebilir.

Çerkes köyleri

Uzunyayla Kafkas kökenli 66 köyün yaşadığı bir platonun, bir coğrafi bölgenin adıdır. Uzunyayla olarak adlandırılan bölgede 66 Çerkes köyü bulunmaktadır. Uzunyayla bölgesindeki bu Çerkes köyleri 1864 yılındaki büyük sürgün sonrasında buraya gelip yerleşenler tarafından kurulmuştur.

Kışları soğuk, yazları kurak ve toprakları verimsiz bir bölgedir. 50 yıl öncesine kadar bölge sakinleri kendi kendilerine yetecek kadar bir yaşam sürmektelerdi.Uzunyayla’da geçim kaynağı genel olarak atçılık ve hayvancılığa dayalı idi. En iyi koşu atları bu bölgede yetiştirilirdi. Türk Ordusunda atın binek ve koşum hayvanı olarak kullanıldığı yıllarda,at ihtiyacının önemli bir bölümünü Uzunyayla karşılamıştır.Böylece atçılık bölgeye önemli bir ekonomik katkı sağlamıştır. Esasen Uzunyayla iklim ve toprak yapısı itibariyle hayvancılığa elverişlidir. Ancak 1950-1954 yıllarında Marchal yardımı ile kredili traktör satışları başlayınca pek çok aile bu traktörlerden temin ederek tabir yerinde ise yeri göğü sürdüler ve mera bırakmadılar. Fakat bunun karşılığında verimde alamadılar.

Bugün geriye dönüp o verimsiz toprakları tekrar mera haline getirmek uzun yılları ve yoğun çalışmayı gerekmektedir. Şimdilerde bölge insanlarının aldıkları bu tecrübelerden dolayı hayvancılığa dönüş başlamıştır. Uzunyayla şenlikleri kapsamında yapılan tarım ve hayvancılıkla ilgili panellerde bu işler uğraşanların daha da bilinçlenmesini sağlamıştır.

1946 yıllarından bu yana Uzunyayla’ya ekonomik anlamda hiç bir yatırım yapılmamıştır. Bu zor yaşam şartları bölge nüfusunun önemli oranda azalmasına neden olmuştur.1950 yılında Pınarbaşı’na bağlı 55 köyün nüfusu 43.800, 1990 yılında 19.600 iken, 1997 sayımlarına göre nüfus 16.000’e düşmüştür. Özellikle İstanbul ve Kayseri’ye yoğun bir göç gerçekleşmiştir. Bu durum bölgeyi olumsuz etkilemektedir.

Köylerin boşalmasının ikinci önemli nedeni eğitim sorunudur. Geçmiş yıllarda Uzunyayla’lı ailelerin pek çoğu mutlaka çocuklarından birini okutmuşlardır. Onlarda küçük kardeşlerine ve ailelerine sahip çıkmışlardır. Bu nedenledir ki Uzunyayla’da okumuş oranı Türkiye’deki genel seviyenin çok üzerindedir. Ancak bugün 55 köyden 50’sinin öğrenci yetersizliği nedeniyle okulları kapalıdır. Bu köydeki çocuklar taşıma usulü ile bu 5 köye taşınarak eğitimlerinin devamı sağlanmaya çalışılmaktadır. Fakat iklim ve yol şartları nedeniyle çocuklar çoğu günlerde okullarına gidememekte,gidebilenler ise okulların fiziki yetersizliği ve öğretmen yokluğu nedeniyle yeterli kalitede eğitim alamamaktadırlar. Hele temel eğitim 8 yıla çıktıktan sonra bu sorun daha ciddi ve vahim bir hal almıştır. Bu konunun tek çözüm yolu ise bölgede kaliteli ve sürekli eğitim verebilecek Bölge Yatılı Okulları açmaktır. Bu konuda Kayseri Kafkas Derneği şubesi Maliye ve Milli Eğitim Bakanlıklarıyla çeşitli görüşmeler yapmıştır, dileğimiz bu görüşmelerin bizim açımızdan olumlu sonuçlanmasıdır..

Toplumuzda kültürel asimilasyon çok hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Kırsal kesimden kente hızlı göç, gençlerin dillerini öğrenememeleri ve dolayısıyla kültürlerinin kaybolmasına neden olmaktadır..

Nitekim, Uzunyayla’da doğan ve çocukluğunu köyde geçiren 40 yaşın üzerindeki herkes dilini bilmektedir. 20-40 yaş arasındakilerden de dillerini bilen %50 kadardır.Ancak 20 yaşın altındaki gençlerin sadece %20’si dillerini konuşabilmektedir. Buna rağmen Ata vatan dahil bütün Dünya’da dilini en doğru konuşabilen ve törelerini (Xabze) uygulayabilenlerin Uzunyayla’lılar olduğu düşüncesi hakimdir..

Bu görüş yalnız bizim değil 1995 yılında Profesör Duman HASAN başkanlığında Nalçik’tan gelen 13 kişilik araştırma heyeti ile Profesör Zafes AYTEMİRKAN başkanlığında Maykop’tan gelen 4 kişilik araştırma heyetinin de müşterek kanaatidir. Bize düşen en önemli görevlerden biride bu değerleri korumak için çalışmak, çok çalışmaktır. Kendi egosu içinde boğularak çevresindeki ve Dünya’daki gelişmeleri takip edemeyenler,başkalarını yıpratarak kendilerinin yüceldiğini zannedenler için yukarıda yazılanlar bir anlam ifade etmeyebilir.Ancak geçmişine saygı duyanların gelecekleri için endişeli olmaları doğaldır…

Kültürümüzü korumanın iki yolu var. Ya Anavatana göç yada yaşadığımız yerde kültürümüzü en iyi şekilde korumak.Herkesin göçmesi mümkün olmadığına göre kültürümüze daha fazla sarılmazsak yok olma ihtimaliyle karşılaşmak içten bile değildir. Bunlarla ilgili olarak bilim adamlarımıza, yazarlarımıza, düşünürlerimize taban olacak araştırma, inceleme ve derlemelerinde gerekli özveriyi göstermeliyiz. Kültürümüzün bize yüklediği evrensel düşünce davranışı, beceri ve sezi gücünün kaynağını korumada yardımcı olmalıyız.

ÇERKESLER’İN UZUNYAYLA’DA İSKANLARI

Kafkasya’dan gelen Çerkesler için ilk düşünülen iskan alanlarından biriside Uzunyayla arazisi olmuştur. Sivas ile Kayseri arasında yer alan ve o zamanlar Sivas Sancağı’na bağlı bulunan bu geniş arazi, 19.yy’ın ortalarında büyük öçlüde ormanlık ve boş (yani köy ve kasabalar yok) idi. Önceleri Dulgadir Beyleri’nin yaylağı olan Uzunyayla daha sonra Mekke ve Medine vakıfları arasına alındı. Kafkasya’dan göçler başlayıp da Çerkesler’in burada yerleştirilmeleri düşünülünce önce bu arazinin onlara kiralanması tasarlanmış, ancak daha sonra bunun uygun bir yol olmayacağına karar verilerek, burası Vakıflar’dan alınarak (ilişkisi kesilerek) göçmenlere parasız dağıtılmıştır.

Bu arada Çerkesler’den önemli bir kısmı da buraya sevk edilmişti zaten. Hatta burasının statüsü daha tam belirlenmeden önce (1859’da) yerleştirme işi başlamış görünüyor. Ancak bir zamandır bu araziyi Türkmen -Afşar Aşireti de yaylak olarak kullanmaktaydı. Aşiret yazı orada geçiriyor, kışı ise Çukurova’da geçiriyordu. Hayvan sürüleri ile göçebe olarak yaşayan Afşarlar kışlak ve yaylakları arasında gidip, gelirken Göksu Vadisi’ni kullanıyorlardı. İşte bunlar Uzunyayla’da Çerkesler’in yerleştirilmesini kabul etmek istemedikleri için bunu önlemeye çalışmışlar ve iki taraf arasında çatışma ve çarpışmalar patlak vermiştir. Bu tarihlerde hükümet göçebelere karşı göçmenleri daha fazla koruyor gibiydi. Çünkü Afşarları kontrol altına almak için Çerkesler’den yararlanmaya çalışmaktaydı. Zaten Osmanlı Devleti bu zamanlarda bütün göçebeleri toprağa bağlamaya çalışıyordu. Ayrıca Afşarların Uzunyayla ile Çukurova arasında gidiş gelişleri sırasında çiftçi halkın tarla, bağ ve bahçelerine zarar vermeleri yüzünden bu halk da hükümete Afşarlar’dan olan şikayetlerini iletmişlerdir. Bu da hükümeti Afşarlar’ın aleyhine daha çok döndürmüştür, herhalde.

Ancak 1863’de Afşarlar’ın hükümetin otoritesi altına alınmaları ve bilhassa 1865’de zorla toprağa bağlamaları ile Uzunyayla’ya daha geniş ölçüde Çerkes göçmenlerinin yerleştirilmesi kolaylaşmıştır. Büyük göçe kadar gelenlerin iskan masraflarını ve gerekli işleri civar kazalar karşılıyorlar, kazaların mal sandıkları veya halkın ayni yardımları ile ihtiyaçları gideriliyordu. İskelelerden Uzunyayla’ya kadar olan yolda da göçmenleri geçtikleri yerlerdeki halk arabaları ile taşıyor, evlerini inşa etmek, ürün alıncaya kadar yövmiyelerini vermek, tohumluk, saban ve öküz gibi ihtiyaçlarını karşılamak için de Sivas Vilayeti’ne bağlı ve Uzunyayla civarındaki kazalar yardım ediyorlardı.

  • Alaca Kazası 4 aileyi, Tenos Kazası 15 aileyi, Kangal ve Aşuri kazaları 5 aileyi, Turhal Kazası ise 120 aileyi (600 kişi) bu şekilde her türlü masrafları karşılayarak bir defada yerleştirmişlerdir. (Takvim-i Vakayi, -Hicri- 14 Cumade’l Evvel 1277 ve Muhacirin Defteri 758/38-1de 15 Zilka’de 1281)

Bu şekilde daha 1862 başında Uzunyayla’daki Çerkes nüfusu 10.000’e ulaşmış ve Muhacirin Komisyonu Başkanı Hafız Paşa dahi buradaki iskan işi için yöreye gelmişti. Göçmenlerin yerleştirilmiş o bölgenin bir kaza ad edilmesine ve Mesudiye denilmesine dahi karar verilmiştir. Ancak daha sonra kazanın ismi Aziziye olarak değiştirilmiş ve Mesudiye de bir nahiye merkezi olmuş görünmektedir.

1864’deki göç sırasında da buraya Çerkesler’den bir çok nüfus gönderilmiş olmalıdır. Ancak bunlara dair özel bir bilgi belgelerde mevcut olmadığı için kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak özellikle burada akrabaları ve yakınları bulunanların daha sonraki yıllarda da gönderilmiş olduğu görülmektedir.(Ayniyat Defteri -Başbakanlık Arşivi Bab-ı A’li Evrak Odası, 1141de No:63, 124 ve 1143 de No: 141, vs.) Ancak 1874’de burasının dolduğu …arazi-i haliye kalmadığı… için yeni göçmen gönderilmemesi istenmiştir. (Ayniyat Defteri 1143 de No:57 ve 17 B 1291)

  • Çerkesler’i Uzunyayla’nın giriş ve çıkışlarını kontrol edebilecekleri ve Afşarlar’ı buraya girmekten men edecek geçitleri koruma görevini yerine getirebilecekleri yerlerde yerleştirildiği belirtiliyor.

Afşarlar ile Çerkesler arasındaki çatışmalara dair; …tabiatlarında olan eser-i vahşiyet baki olduğuna ve muhacirin-i merkume dahi ahlakça bunlardan gerü kalmadıklarına mebni aralarında zuhur eden mübayenet ve husumet… nedeniyle bir kaç Çerkes, Afşarlar tarafından öldürülünce iki taraf da silaha sarılmıştı (Muhacirin Defteri 758/38-1 de 18 Muharrem 1278/18 Temmuz 1861). Bunun üzerine Sivas Valisi olay yerine bizzat gelerek iki tarafı barıştırmış ve Afşarlar’ın öldürdükleri Çerkesler için diyet olarak bir miktar para vermeleri ile olayları yatıştırmıştı (C. Havadis, 9 Ca 1279). Ancak ertesi yıl aralarında yine çatışma olmuş (Tercüman-ı Ahval, 16 Cumade’l -evvel- 1280 ve Muhacirin Defteri 758/38-1 de 19 Safer 1280) hem Çerkesler’e ve hem de yerli halka karşı tehdit oluşturdukları için Afşarlar’ın asker kuvvetleriyle itaate alınmalarına, devlete olan birikmiş vergi borçlarını ödemeye zorlanmalarına karar verilmişti. Ayrıca bir kısmının Harput ve Kastamonu gibi uzak yerlere dağıtılmalarına ve elebaşlarının bazılarının da kur’a neferi olarak askere alınması, bazılarının da Ergani Madeni’de sevk edilmesine de karar verilerek, bu kararlar uygulanmış ve Afşarlar asker sevk edilerek kuvvetle bastırılmışlardı (Haber Tercüman-ı Ahval, 5 Cumade’l -ahire- 1280). Bundan sonra onlarla Çerkesler arasında başka bir olay olduğuna dair herhangi bir habere rastlamadık. Ancak yukarıdaki olayların hatıraları ve izleri halen bu iki tarafta da yaşamaktadır.

Kaynak: Bedri Habiçoğlu, Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir