Yistambılakue – İstanbul yolcuları şarkısı sözleri


https://www.youtube.com/watch?v=jo1ig5qGBrQ

YİSTAMBILAKUE- ISTANBUL YOLCULARI

Fıkhedaue tsıxuxe
Fıkhedaue psori
Psalher Kafkaz khurşıjxerşş
Yémışejım xıhe uexuşşxueşş,
Zeman pşağuem şixhuma guawueşş
Nobe figum khedğeçıjınur.
Wo wo wo ri ra,
Yistambılım daşe mığori de

Wo si ade pşante guşemi
Şıgur şşızeşeşa
Si guşer khışşitxhıwure
Xekur sağebgıne
Wo wo wo ri ra,
Yistambılım daşe mığori de

Wo yistambıl ğueguşşe ari
Wue wui naşe-khaşi
Sikhaşenewue daxeri
Jılem khıdesnawua
Wo wo wo ri ra,
Yistambılım daşe mığori de

Wo sşıpxhu nahışe guşeri
Zerışşhats barini
Didéy zerıfı nura
Se khızçelhijawue
Wo wo wo ri ra,
Yistambılım daşe mığori de

Wo sıkhoş nahışe guşeri
Şıgur khızeşéşeri
Şıgur khızeşişewui
Bjeupem khıuişi
Wo wo wo ri ra,
Yistambılım daşe mığori de

Se a maxuem kxhuh tédzapem
Sıkhıuçıri sıkhéjjaşş,
Khue yéşşanem sıkhesawue
Zı şıwu khakuewu khısxuezaşş.
Jaçem nepsır khışşıpıtkr17;um
Selam tığuer yirohelher,
Sıkhogubjjıri lı yihelkhım
Jısewu şalem sıxuoxhıjje.
Zı lhebakhueşş wue wui nepsır
Plhağujınum khıpxuenejır,
Jieşş şıwumi si lhewujjır
Yi ğueguanewu şepxhuejaşş.
Se khızoçır a lhebakhuer,
Bğuenşağ guerım sırohelr17;er.
Lawue şşılhır şéğu şşenıkhuem,
Lawue şşılhır abı xebbjem
Zı şşitxu xhunu khışeçınşş.
Zi canebğer fışa anem
Yi ner khaplhewu pser şşinaşş,
Zi psem yéce yi sabiyri,
Zesa bğafem şeğuelhhaşş.
Nasıpınşewu khalhxua tsıkur
Şxenu xuéyşşi xoçiyiç,
Zi pser pıtxem ar zexaxri
Plhağuwu ya gur kowuzıç.
Teku şşeujri ewua dığem
Yi ne tsıkuxer şilhefaşş.
Seri şakuer zanezekhuem
Hede tépxhue yaxuesşaşş.
Şıwum jiawue se si nepsır,
Şakuem tétuwu slhağujaşş.
Mis abdejım siwuvıçıri
Se thelhane bıdewu sşaşş
Khızedauer, akhıl zier,
Mı uexu bzacem khézğelınu
Encılızmi Tırku paşşıhmi
Sixeku daxer şısxhumenu
Yémine wuzır zıxıhepawue
Zıtékuedejır tırkum nesaxerşş,
Ya nexhıbitır xır khewukhubéyri,
Hepatse usıwu xekuedejaxeşş.
Khenaja tekur mı khuaçe-bgıçem
Devubıdawue dıvoğelr17;ıhır.
Fe yitani fi thelhaneşş;
De di tsıxuxer fıwue flhağuwu.
Bgırısxem şşıe psomi
Fı khéxhulem fe fi guapewu.
Ar apxuedewu şşıtır pejım
Zılhemıçxer şşıxekuadem,
Di tsr17;ıxubzxer şıplejağewu
Xhan béy guelxem şşızerapxhuem,
Xet yi hede fe vğéyar?
Léy khıftéhewu sıt şevdar?
Hepeşşıpxe fi ne xuexhuwu
Sıt fe dıwue şevmıtxar?
Zem Şşamilım, zem paşştıhım,
Zem alıhım fırilıkueşş
Denewu pere fe tsıxu ğaptsewu,
Yémınejjxem fi khéjjaper.
Xet yi xabzem téduxuenu
Fe fi hedem yi şelhheçer,
Sın fxuetşr17;ınut blaşşhe fetu
Şım ar xeptem ş ır gızınuşş.
Maf e tşıre fxédğashem,
Wuz xetınuşş fi jjerımem.
Ar psom nexhre nexh fxuefaşşeşş;
Us faxuexhum psıpts eblejjxem.
Ts ıxu nelatxer zetéxuawue
Şşxhuhır şşxhuhım xırék uade,
Zi gubamp er mıt ısaxem
Fe fi wujjır yaxuxhu MAXUE

Adigejj berak guşşeri,
Woéy jjıbğem zıréyhe.
Dıdéj ya xhıbarxeri,
Xet fe khıfxuihıjınu

TÜRKÇESİ

Dinleyin insanlar
Dinleyin hepiniz
Konuşan Kafkas dağlarıdır
Unutulmaya yüz tutan büyük bir elem
Sisli zamanın örttüğü acıdır
Bugün sizlere hatırlatacaklarımız.
Wo wo wo ri ra,
İstanbula götürüyorlar bizi.

Oy Babam avlusunda eyvah
At arabasını koşuyorlar
Kalbimin derinlikleri parçalanarak
Vatan(ım) bana terk ettiriliyor
Wo wo wo ri ra,
İstanbula götürüyorlar bizi.

Ey İstanbulun uzun yolu
Ne dolambaçlısın sende
Benim güzel sevgilimi de
Bırakmışım (ne yazık ki) köyde
Wo wo wo ri ra,
İstanbula götürüyorlar bizi.

Ah küçük kızkardeşim ah
Saçları dağınık
Sen, evimizi aydınlatan
Peşim sıra koşuşan
Wo wo wo ri ra,
İstanbula götürüyorlar bizi.

Ah küçük kardeşim ah
Arabaya atları koşupta
Atları koştuktan sonra
Kapımızın önüne çekip de
Wo wo wo ri ra,
İstanbula götürüyorlar bizi.

Ben o gün limandan
Döndüm ve yola koyuldum,
Daha üçüncü dereye varmışken
Gelen bir atlıya rastladım.

Sakalından gözyaşı damladığı an
Selamlaşma anına rastlıyor,
Kızıyorum ve bu erkekçe bir hal değil
Diyerek delikanlıya çıkışıyorum.

Bir adımdır senin de gözyaşını
Görmene kalan,
Dedi atlı ve bıraktığım izim
Ona yol olup devam etti.

Ben o bir adımı atıyorum,
Bir mağarayla karşılaşıyorum.
Ölmüş yatanların sayısı elliden fazla,
Ölmekte olanları da ona katarsan
Beş yüz kadar olacaktır (nerdeyse).

Elbisesinin bağrı parçalanmış anne
Gözleri açık can vermişti.
Ölümle pençeleşen yavrusu ise,
Alıştığı göğsün altına yatmıştı.

Nasipsiz doğan yavrucak
Yemek istiyor ve ağlıyor,
Henüz ölmemişler ise onu duyup
Göz göre göre kalpleri sızlıyor.

Biraz daha sızlandı güneş gibi yavru ve
Minicik gözleri kaydı.
Ben de yamçıyı anası ve oğluna
Cenaze örtüsü yaptım onlara.

Atlının dediği gibi gözyaşımı,
Yamçının üzerine damlamış gördüm.
İşte orada dimdik durdum ve
Ben en büyük yeminimi içtim

Beni dinleyeni , aklı olanı,
Bu hileli işten kurtarmak için
İngilizse de Türk paşasıysa da
Güzel Vatanımı ben koruyacağıma

Veba hastalığının yakalayarak
Kırdığı Türk toprağına varanlar,
Yarısından çoğu deniz kabarıp da,
Böcek yemi olarak kayboldular.

Kalan birazını bu dağ çukurlarında
Tutarak bizi siz öldürüyorsunuz.
Buna rağmen sizlerin yemininiz;
İnsanlarımızı çok sevdiğiniz.

Tüm dağlı halkların başlarına
İyilik gelse sevineceğiniz.
Yeminin böylesi doğruysa eğer
Güçleri yetmeyenler yitip gittiğinde,
Kadınlarımız at yelesi üstünde
Han uşaklarınca kapışıldığında,
Kimin ölüsü için sizler ağladınız?

Zulme maruz kalıp niye kabullendiniz?
Üfürükçülük gözünüz olup
Neden muska yazmadınız?
Bir Şamilin, bir padişahın,
Bir Allahın elçisi oldunuz
Siz insanları kandıranların,
Başlangıcı neresi acaba belaların.
Kimin adeti üzerine yapalım
Sizin cesetlerinizin defnedilişini,
Size yılan başlı mezar taşı yapardık

Yere onu diktiğimizde yer inler.
Sizi yaktığımız ateşe atıp yaksak,
Yanık kokunuzda hastalık olur.
Şudur hepsinden çok size layık olan;
Çamur yılanlarına yem olursanız
Lanetli insanlar üst üste yığılıp
Büyü büyü içinde yok olsun,
Hiç sıkıntısı geçmeyenlere
Sizin sonunuz onlara aydınlık olsun

Adige bayrağı ey,
Rüzgarda savrulur durur
Bizim haberlerimizi,
Kim size getirir duyurur